Acı bir Afgan masalı; Uçurtma Avcısı

22 Nis

Nedir bize iyi olmayı öğreten? Yanlışlarımızdan, ihanetlerimizden, yalanlarımız ve tüm hatalarımızdan aldığımız dersler mi?

Hangisini seçmek daha kolaydır; iyiliği mi kötülüğü mü?

Bir suça ortak olmak mı, suçlunun karşısına dikilip korkusuzca durmak mı yoksa görmezden gelmek mi daha kolaydır?

Sadece kötülük yapan iyi insanlar mı vicdan azabı çeker?

Elin, dilin, ruhun dibine kadar günaha batmışken yeniden iyi biri olmak mümkün müdür?

————o————–

Gelecek kaygısından falcıya gitmiş meraklı ama korkak biri gibi sayfaları hızla çevirirken, aklıma yerleşen onlarca soruya cevaplar arıyordum. Sonra bir sayfada, bir telefon konuşmasında veya bir mektupta o gevşek umut ipliğine sarınmış cevaplar çıkıyordu karşıma, elbette beraberinde yeni soruları doğurarak…

Mümkün! “Yeniden iyi bir insan olmak mümkün!” diyordu Rahim Han, Uçurtma Avcısı‘nda…

————o————–

Uçurtma Avcısı; bir dostluk, arkadaşlık öyküsü… Yalanlarla kurulu bir dünyada yaşayan iki çocuğunun ıskalanmış hayatlarının, içiçe geçmiş kaderlerinin anlatıldığı sürükleyici bir roman.

Melekleri kıskandıracak kadar temiz olan Hasan ile  geçmişindeki hesaplardan, hatalardan bir türlü yakasını kurtaramayan Emir’in dostuluğu bu.

Afganistan’da soylu bir ailenin çocuğu Emir’in, hizmetkarları Hazaralı ailenin çocuğu Hasan’la olan kültürel, sosyal, toplumsal farklılıkları yüzünden yaşadığı çatışmaların hikayesi… Birbirinden ne kadar uzak ve aslında ne kadar sarmalanmış hayatları olduğunun garip bir belgesi…

Acı bir Afgan masalı Uçurtma Avcısı…

İhanetin sinsi gölgesi vicdan ile özgürlüğün, kurtuluşun gökyüzüne çekilen bayrağı kefaret üzerine sürükleyici bir başyapıt.

————o————–

Kendini temize çekmek için kefaretini ödemek gerekir günahların.

Çünkü günahların ağırlığıyla suyun dibine çöken yaşam bir gün değil her gün yeniden öldürür insanı. Gün yüzüne çıkabilmek, etrafında olup bitenleri duyumsayabilmek için temizlemek gerekir yaşam suyunu. Bunu da ancak bedel ödeyerek arınan insanlar başarabilir.

Sovyetlerin işgaliyle sarsılan Afganistan’dan kaçıp babasıyla California’ya yerleşen Emir, yıllar sonra süt kardeşi olan Hasan’la yaşadıklarından kurtulamaz ve yeniden Afganistan’a gelir, bir dizi badireler atlattıktan sonra günahlarından arınma şansına erişir.

————o————–

Uçurtma Avcısı; Sovyet- Afgan savaşının izleri geçmeden Taliban’ın acımasız monarşisiyle şiddet dolu bir dönem yaşayan Afganistan’ın yakın tarihiyle ilgili duyulmamış, üzeri kapatılmış gerçekleri cesaretle dile getiren iddialı bir roman…

Konunun etrafında Afganistan’da yaşanan iç savaşta ölenleri, Pakistan’a ve Amerika’ya zorunlu göç eden aileleri ve Taliban’ın tüm yüzünü anlatması da gerçek bir bilgi kaynağı.

Yazarı Khaled Hosseini ( Halit Hüseyni) ‘nin ilk romanı olmasına rağmen uluslararası çoksatarlar listesine girmiş ve 2006 ve 2007’de Penguin/ Orange Readers’s Group Ödülü’nü almaya hak kazanmış. Ve adını duymama rağmen geç okuduğum bu kitap benim için de incelemesini açık bir platformda yazdığım  ilk roman olma özelliğini taşıyor.

Özgün betimlemeleri ve zekice kurgusuyla okuru olayların yaşandığı topraklara götürüp, okucuyla duygusal bir bağ kurabilen yazarın 2.romanı yine aynı topraklarda, Afganistan – Kabil’de geçiyor. Bin Muhteşem Güneş… Bu defa iki kadının kesişen yaşamları üzerinden yola çıkan yazar aynı zamanda İngilizce yazan ilk Afgan romancı olma özelliğiyle de edebiyat çevrelerince hayli dikkat çekici bir pozisyonda…

Kitap 2007 ‘de beyaz perdeye orijinal adı olan “Kite Runner” ile uyarlanmış. Yapımcılığını  Sam Mendes , Walter F.Parkes ve Laurie MacDonald üstlenmiş, senaryosu ise David Benioff ve Khaled Hosseini’nin ortak yazımı.

Hani okumaya üşenirseniz (ki bence bunu yapmazsınız) filmini mutlaka izlemelisiniz.

Şimdi ilk işim Bin Muhteşem Güneş’i okumak ve ardından bu kıskanılacak yazarı yakın takibe almak…

Kitaptan alıntı: “Şimdi, mollalar ne derse desin, yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırszılıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.”

“Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.”

Sevgiler,


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044