Av Mevsimi

6 Ara

“Bir avcıyı diğerinden ayıran zekası değil, avına duyduğu merhamettir…”

Av Mevsimi filmi bu hafta vizyona girdi. Filmin fragmanını çok beğenmiştik, ardından Ömür Gedik ve bir çok kanaat önderinin hakkında yazdıkları güzel yazılardan sonra biz de izlemeye karar verdik.

Çok büyük bir beklentiyle gitmedik. En çok Cem Yılmaz’ın filmin tarzında eğreti durup durmayacağını merak ediyordum. İşte en çok da orada yanılmışım. Polisiye gerilim türündeki bu filmde teşkilatta “Deli” lakabıyla anılan Cem Yılmaz muhteşem bir performans sergiledi. Lazkopatlığının içine gizlediği derin duygusallığı, kıskançlığının içinde gizlediği onu yetiştiren adama, annesine ve karısına karşı olan sadakati ve yine tüm bunların içindeki yalnızlığı dikkate değerdi. Canlandırdığı İdris karakteri resmen ete kemiğe bürünmüştü, bambaşka ve aslında çok tanıdık biriydi benim için.

Şener Şen, sanat dünyasında yitip gitmesinden en çok korktuğum adamların başında geliyor. Şu ana kadar yapmış olduğu her işten olumlu etkilendiğim için artık tamamiyle önyargılı ve iyi izliyorum onu. Bu filminde onun bir çok filmindeki gibi yine idealist, kararlı, garantici ve babacan bir memur olarak görüyoruz. Hani Eşkiya’daki gibi çarpıcı bir karakter imajı yok. Çünkü bu filmde asıl dikkat çekilmesi gereken Cem Yılmaz başta olmak üzere son zamanların en başarılı genç yeteneklerinden Rıza Kocaoğlu (Asit Ömer), mimikleriyle konuşabilme üstadesi Melisa Sözen ve oyunculuk gelişimini bu filmde kanıtladığını düşündüğüm Okan Yalabık.

Çetin Tekindor’dan da hiç bahsetmeme gerek yok, “Adanalıyak, Allah’ına adamıyak” demiyor tabii ama karakter süper oturmuş. Bu adamı genelde son derece nezaketli ve olgun iş adamı rollerinde görmeye alışkın biri olarak çok tuhaf bir rol üstlenmişti ama elbette hakkından da gelmiş. Müthiş, diyecek hiç bir şey yok.

Film yer yer araya duygusallık serpiştirilmiş fakat asıl bir cinayetin çözülmesine odaklanmış bir hikayenin etrafında dönüyor. Polisiye gerilim ama çok germiyor, bildiğimiz düğüm kısmı çok çabuk çözülüyor. Serim kısmı uzadıkça uzamış düğüm ise oldukça basit bir düğüm gibi görünüyor. Film sonunda bakış açısını değiştirmeye yönelik ders veriyor ve bu söylediğim şeyi çürütmeye çalışıyor ama yine de senaryo çok derin ve karmaşık değil. Hikaye, karakterlerin yan hikayeleriyle desteklenmeye çalışılmış ve başarılı da olmuş.

Genel olarak güzel ve izlenesi bir film seyrettim. Tabii yönetmeniz Yavuz Tuğrul’u da kutlamadan geçmemek lazım.

Karakterlerin bu kadar iyi seçilmesi, görüntü yönetmeninin başarısı ve seçilen mekanların hikayeyle birebir uyum sağlaması da ayrı bir güzeldi.

En sevdiğim sahneler;

* İdris’in şarkı söylediği sahne (Cem Yılmaz’ın muhteşem bir sesi varmış ve ortamdaki ahenk süperdi)

* Avcı’nın Pamuk’un odasında ona dair izler aradığı sahne ( Pamuk’un arka plandaki sesi çok etkileyiciydi)

* Battal ile Avcı’nın son sahnesi (vicdan muhasebesinin yapıldığı ve düğümün çözüldüğü sahne)

* Asit’in kaçma sahnesindeki siren muhabetti ( çok heyecanlıydı)

*İdris’in son sahnesi (birşeyler söylemek ister gibi…)

Ve bir kaç güzel söz ile bitireyim;

Cinayet yerin bütün toprağıyla örtülse yine kendini belli eder. / William Sheakspeare

Hiç bir suçlu kendi vicdanında beraat edemez. / Juvenal

İyi seyirler,

Sevgiler,