Evin Erkeği

18 Mar

Geçen hafta sonu hava pırıl pırıldı. Öyle bir havada gezmek vardı ama aylık rutin kişisel bakımımı gerçekleştirmek üzere Üsküdar’daki kuaförümün yolunu tuttum. Kapının önüne geldiğimde kuaförümün 7 yaşındaki yakışıklı oğluyla karşılaştım, yanağından bir makas alıp içeri geçtim.

Kuaförümün beni alması için elindeki işinin bitmesi gerekiyordu ben de bu süreyi hem güneşlenmekle hem de Haktan’la geçirmek için yeniden kapı önüne çıktım.  Yazlık bambu sandalye ve masa takımı dışarı atılmış, masanın üzerineyse kocaman bir gazete serilmişti. Renk renk ojeler ve bir sürü spatula vardı. Haktan’a bunlar ne diye sorduğumda içeriden tamamlanmış eserlerini de getirip, ‘kitap ayıracı’ dedi.

Önce ona kitap ayracı demeyi öğrettim:) Ayraç kelimesinin kitapların sayfalarını ayırdığından dolayı söylendiğini anlattım.

Ne yapıyorsun bunları diye sordum, satıyormuş.

”Bir lira ama eğer yoksa elli kuruş olur” dedi.

“İsterseniz isminizi yazıp boyayabilirim”

“Tamam” dedim bir kendi adıma bir de kardeşim için iki tane yaptırdım. Ben de minik dokunuşlarla  ona yardım ettim.

Annesi kuaför olan yaratıcı bir çocuk, ağda spatulasını ojeyle boyayarak kitap ayracı yapabilir, tuhaf gelebilir ama doğaldır.

Ama daha ironik olan bir şey daha var; bu hikayenin beni asıl etkileyen tarafı…

Yaptığı ayraçlardan o saate kadar topladığı paralarla dışarı çıktı Haktan. Döndüğünde elinde kocaman bir tavuk vardı. Bir de ekmek sıkıştırmıştı koltukaltına.

Annesine dönüp, “hani siz konuşuyordunuz ya öğle yemeğine kızarmış tavuk alırız diye, ben de sizin paranız bitmesin diye gittim aldım” dedi.

“Off anne fena özlemişim tavuğu” diye ekledi.

Annesinin de orada çalışan kalfa kızın da ağzı açık kaldı, ben bile ne diyeceğimi bilemedim.

Başka çocuk olsa gider çikolata, şeker, cips alır, aferin Haktan demekle yetindim.

Olayın alt metnindeki asıl durumu bilmiyorsunuz tabii, Haktan’ın babası çek senet davasına uzun süredir hapishanede. Haktan ile annesi babannelerinin yanından, himayesinden ayrılıp, kendilerine yeni bir kiralık ev tuttular, bir yuva kurdular.

Dolayısıyla Haktan evin erkeği olmaya başladığını hem annesine hem kendisine kanıtladı.

Sonra bir ara yine kayboldu gözden. Karşıdaki mağazayı gezip gelmiş, erkek ya sıkılıyor hep kuaförde durmaktan.

Mağazaya oyuncak keman ve gitar gelmiş, fiyatı da 15 TL’imiş.

Annesine bakıp, “anne 15 tane daha çubuk alabilir miyim, bunları boyayıp satarsam oradaki kemanı alabilirim değil mi?”