Fetih 1453′ten notlar

19 Şub

Konstantiniyye elbet bir gün feth olunacaktır, onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onun askeri ne güzel askerdir.

Yapım: Aksoy Yapım

Yöneten: Faruk Aksoy

Senaryo: İrfan Saruhan, Atilla Engin

Büyük Fetih’i anlatmak Faruk Aksoy’un en çok istediği şeydi. Ki şimdiye kadar yaptığı gişe filmlerini buna fon sağlamak için yaptığını hepimiz biliyoruz. 4 yıllık bir çalışmanın sonunda beklenen zaman geldi. Önce fragmanı rekor kırdı Fetih 1453′ün sonra harika pazarlama stratejisi olan ilk vizyon  saati 14:53 ile gündeme oturdu.

Sinekli bakkal olan Ümraniye Meydan AVM’deki Cinebonus bile hiç olmadığı kadar tıklım tıklımdı. 3 seans 5 salon oynuyor olsa da insanlar bilet bulamayıp geri döndüler. Biz de tiyatro gibi en ön sıralarda yer bulup, boynumuz arkada izledik.  Büyük heyecanla, büyük beklentiyle izlemeye koyulduk.

Filmi bütün olarak düşündüğümde mutlaka izlenilmesi ve hatta sinemada izlenmesi gerek bir film diyorum. Ama tam olarak beklentilerimizi karşıladı mı, işte o biraz muamma. Bunun üç nedeni var:

1.si; filmin yapımı yıllar sürdüğü için beklentimiz çok büyüdü.

2.si;  Muhteşem Yüzyıl bizi tarihi yapım konusunda gerçekten doyurmuş, gözümüz öyle bir doymuş ki heyecanlanamadık. 2 yıl öncesine kadar Osmanlı Dönemi’ni okullardaki tarih kitaplarından ya da romanlardan bilen, kitaplarda ve internette döneme ait ucuz illüstrasyonları gören bizler Muhteşem Yüzyıl sayesinde o yılları, kullanılan eşyalardan, kıyafetlerine, mekanlardan, kültürüne kadar neredeyse tüm gerçekliğiyle yeni yeni öğreniyoruz. Hem bu anlamda hem de savaş, aksiyon sahneleriyle Muhteşem Yüzyıl, bu filmin bizler üzerindeki etkisini azalttığı bir gerçek.

3.sü; Senaryodaki eksikler, fazlalar ve odak kaymaları…

—0—

Aşk, Fetih’in önüne, Hasan Fatih’in önüne geçti!

İlk sahnelerin 3D gerçekliği, Hz.Muhammed’in sözleriyle başlaması herkesin tüylerini diken diken etmişti. Sonra II.Mehmet’in doğum zamanına tanıklık ettik. 12 yaşında ilk tahta çıkışını göremeden 2. defa tahta getirilişini izledik. Fakat sonra fethin askeri ve siyasi hazırlıklarının gösterilmesi gereken noktada savaş içinde bir aşk filminde bulduk kendimizi. Elbette sıkıcı tarih ve savaş filmi yapmamak adına aşka yer verilmeliydi fakat topçu Urban’ın evlatlık kızı Era (ki tarihte Era’yı ve hikayesini hiç hatırlamıyorum) (Dilek Serbest) ile Ulubatlı Hasan’ın (İbrahim Çelikkol) aşk öyküsü çok uzun tutuldu.


 Film bittiğinde eminim herkesin aklında aşkıyla, kılıcıyla, savaşçılığıyla, askerleri yüreklendirmesiyle, her yerden bitiverip aşkını ve  Urban’ı kurtarışıyla, oklar sırtında surlara bayrağı dikişiyle, Guistiniani’yle büyük savaşıyla Hasan karakteri kalmıştır. Hasan Fatih’ten rol çalmış gibiydi.aşkının filmin odak noktası olan Fetih’in önüne geçmesi abesle iştigaldi.

—0—

Eksikler:

İlk sahneden beri beklediğim II.Mehmet’in (Devrim Evin) akıl hocası, hep yanında olan Akşemseddin (Raif Hikmet Çan),  filmin sonlarına doğru ak sakallı dede tasviriyle karşımıza çıktı ki bu geç buluşma sadece Mehmet’i yapacağı fetih için inançlandırmak, cesaretlendirmek adınaydı.  Rüyalardan fırlamış gelmiş imajıyla,  zihinlerimize kazınan değerli ve bilge hoca imajı arasında dağlar kadar fark vardı.

İstanbul’un Fethi’nin nedenlerine dair daha çok bilgiye yer verilmeliydi. Ortaçağ’ın bitip Yeniçağ’ın başlaması gibi büyük bir çağın başlangıcına neden olan bu fethin ticari, dini, siyasal ve kültürel boyutları daha net ifade edilmeliydi.

Sultan Mehmet’in kararlılığı, fethi her şeyden çok istemesi güzeldi, haritada planlar yapıp, Konstantiniyye’ye kılıcını saplaması etkileyiciydi ama derinliği bununla kaldı. O büyük planlarına, divanla tartışmalarına neredeyse hiç yer verilmedi.  Divan’da Akşemseddin’in olmayışı, Çandarlı Halil Paşa’nın itirazlarını göremedik. Savaşmaması ayrı bir yazı konusu ama otağında oturup bekleyen, hepten silik karakter olmasını hiç sindiremedik. Fethi istediğini anladık ama çabasını göremedik.

Şehzade Orhan’ın neden Bizanslılarla olduğu hakkında bilgi verilmedi. Tarihten aklımızda kalan taht kavgalarında yenik düştüğü için Bizans’a sığınması ve Anadolu’daki beylikleri kışkırtması tehdidine istinaden Osmanlı’dan haraç almasıydı.

Bizans’ın içindeki din çatışmalarının, Ortodoks ve Katoliklerin yaşantısına dair tarihi bilgi eksikti. Ortodoks Kilisesi’nin merkezinin Konstantiniyye’de oluşu bilgisinin üzerinde durulmalıydı.

Gemilerin karadan yürütülmesi görüntüleri çok önemliydi fakat bunun planlanmasına yer verilmedi.

—0—

Eksikleriyle, fazlalıklarıyla Büyük Fetih’i 160 dakikaya sığdırmak zordu. Ama Faruk Aksoy yapılmayanı pek de güzel yaparak önümüze koydu. Film 3d başarısıyla, zorlu çekimleriyle, tanınmayan oyuncuların gücüyle, efektleri ve müzikleriyle çok güzeldi. Elbette daha iyisi olabilirdi ama bunu bile yapmak büyük emek işi. Bu yüzden saygımız sonsuz. Emeği geçen herkese teşekkürler.

İzlemeyenlere keyifli seyirler diliyorum.

Sevgiyle,