Geyikli’den sükunet izleri

28 Tem

13 Temmuz / Çarşamba

Geyikli


Cumartesi’den beri Çanakkale’deyiz, havası, oksijeni rüzgarı boldur buraların ama bizim gibi İstanbul’un ağır, kasvetli, pis havasına alışanlara pek yaramaz. Bu Salı sabahına burnum tıkalı, boğazım kertilmiş ve tüm kaslarım ağrıyarak uyandım. 9 günlük senelik iznimizin 4.gününde hep görmek istediğim Bozcaada’ya doğru çıktık yola. Fakat 4 gündür olduğu gibi bugün de bizi yalnız bırakmayan müşterilerimiz yine telefon, mesaj ve mail yağmuruyla hep yanımızdalar, sağolsunlar. Şuan Geyikli’deyiz. Eşim iki katlı bir köy evinden bozma internet cafede bir iş halletmeye çalışırken ben de meydanda üzerinde Eyvah Eyvah Kahvaltı Salonu ve Geyikli Döner Evi yazan bir mekanda çayımı yudumluyorum.

Buraların insanı çok candandır bilirsiniz, fotoğraf makinemin kapağını düşürdüğümde postane önündeki amcalar nereye düştüğünü tarif ettiler, İstanbul’da olsan kimsenin umru olmaz yetmezmiş gibi basıp geçerler üstüne. Az önce çay getiren adam yakında kopacak olan tırnağımdaki yarabandını çözüp yenisini hazırladığımı görünce “bırak ablacım hava alsın beyaa” dedi, onun sayesinde parmağım oksijenle bütünleşti.

 

Ama kedileri çok azgın, buranın köpeklerinden daha çevik ve sosyaller. Gördüğüm 4.köpek de gölgeye paspas gibi kıvrılmış yatarken 3.kedi de ağaca tırmanma rekorunu kırdı biraz önce. Geyikli’nin sakin ve fütursuz insanlarına bakıp buradaki huzurlu yaşamın insana kattıklarını düşünüyorum. Eminim bizim gibi metropol şehir hayatıyla boğuşan, saniye farkıyla otobüsünü kaçıran, alışveriş merkezinde itiş kakış bir şeyler satın almaya çalışan, her türlü madde bağımlısının, yoldan çıkmışın, hırsızın, arsızın kol gezdiği  arka sokaklardan geçmek zorunda kalan, metrobüse bineceğim diye mahşer yeri gibi kalabalığın arasında ezilen, devlet kapısına işi düştüğünde en az 3 saat süren sıralarda bekleyen insanlardan çok daha uzun yaşıyorlar. Ve sokaklar yaz olmasına rağmen bomboş, sanki herkes kabuğunda yaşıyor. Etrafta kahvelerde oturan tek tük yaşlıdan, mobiletini öttüre öttüre giden bir kaç gençten ve büyük çoğunluğu Alman plakalı arabalardan başka kimsecikler yok gibi…

Ata Demirer parkının önünde bir kaç kare güvercin fotoğrafı ve Eyvah Eyvah 2 filmindeki meşhur balık sahnesinin çekildiği balıkçı dükkanını çekip arabaya doğru ilerliyorum.

12 vapuruna yetişip Bozcaada’ya gidiyoruz.

 


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044