Gördüğüme sevindim, Eskişehir!

15 Eyl

Bayram vesilesiyle çok gezdim dedim ya, böyle parça parça anlatıyorum o yüzden.

Umarım iz bıraktığım yerlere gideceklere ışık, gidenlereyse güzel bir anımsama olur paylaştıklarım.

Çanakkale’de aile ziyaretinden sonra varış noktamız Kapadokya, bu güzergahta ise ilk durağımız Eskişehir‘di.

Anadolu Üniversitesi’nde okumuş ve Eskişehir’in en güzel zamanlarında  (2003-2006 yılları) orada yaşamış biri olarak eşime Eskişehir’i öyle bir anlatıyordum ki, sonra yolda bir ara “ya ben bu kadar anlattım, inşallah hayal kırıklığı yaşamazsın” dedim. Ama yenilenen Avrupai yüzüyle daha da bir güzelleşen Eskişehir sağ olsun benim yüzümü kara çıkarmadı.

Fakat Eskişehir öyle değişmiş ki daha şehir merkezi girişinde afalladım. Eskiden Yunusemre Kampüsü’nün tam karşısından girilen şehre tramvay uzantısındann dolayı 1-2 km önceden farklı bir giriş yapmışlar, çok da iyi olmuş.

Sonra öğrenci evimizi bulmaya çalıştım ama bir süre etrafında dolanıp ancak bulabildim, evin önünde hem heyecan hem duygusal anlar yaşadım.

Daha önce pasajlar ve caddelerinden başka alışveriş yapılacak yeri olmayan Eskişehir iki tane şahane alışveriş merkezine kavuşmuş. Ama oralara girip zaman kaybetmek yerine 6 yıl sonra geldiğim Eskişehir’i yeniden keşfe çıktık.

Bu sırada, heyecanla hiç durmadan geldiğimiz için karınlarımızın zil çaldığını farkedip, kendimizi Papağan‘a attık. Eskişehir’e gitmeyenlerin bile duyduğu meşhur çiğbörekçi. İstanbul’da 1 tanesini 3,5 liraya yediğimiz çiğböreğin porsiyonu (5 adet) ayranla birlikte 5 lira!

Papağan’dan çıkıp önce İki Eylül Caddesi’nde, sonra Doktorlar Caddesi’nde en son Adalar turu yapıp eskiden tavernadan bozma bir mekan gibi görünen şimdiyse yerine harika, tarz bir cafe açılan mekanda irish cream coffee molası verdik.

 

 

Konseptimizle bütünleşen adıyla  da Traveller’s Cafe gerçekten gönlümüzü ve damaklarımızı fethetti.

 

Adalar kıyısında turlayıp, tarihi Odunpazarı Evleri’ni görmeye gittik. 2006′da açılan Atlıhan El Sanatları Çarşısı‘ndan hep istediğim seramik narlardan aldık. Cam biblolar satan bir dükkanda camdan harikalar yaratan bir ustanın cam bir süs eşyası yapımını izledik.

 

Eskişehir’in en büyük madeni olan lüle taşını oyma tekniğiyle yapılan pipolara, kolyelere hayranlıkla bakıp, çarşının Odunpazarı Evleri’ne gidilen çıkışındaki klasik arabaları inceledik.

Odunpazarı’nın Safranbolu Evleri’ni aratmayan naiflikteki evleri, arnavut kaldırımları arasında keyifle tarihe yolculuk yaptık. Restorasyon çalışmasıyla birlikte rengarenk boyanan en az 200 yıllık evlerin halen sapasağlam ayakta olması ne güzel.

Sonra Çağdaş Cam Sanatları Müzesi‘ne gittik. Cam ne güzel bir nesneymiş, ne yapsan yakışıyor.

Aslında çok merak ettiğim Balmumu Müzesi’ni de görmek istedik ama henüz açılmamış. Saygı ve sevgideğer Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’e kattığı doğa, tarih, sanat ve mimari güzellikleriyle  herkesin dilinde. Kiminle konuşsak illaki Büyükerşen’in ismi anılıyor. İsmine münhasır adam yılmıyor ve gerçekten büyük adam:)

Eskişehir’e deniz getireceğim diyordu sözünü tutmuş, Kent Park korusunun ortasından akan porsuğun bir bölümünü kapattırıp, deniz suyuna benzer renkte havuz yaptırmış. Betonun üzerine şezlong koymak yerine doğal kum yaptırıp, insanlara gerçek bir plaj atmosferi yaratmış. Fiyatlar ise komik denilecek kadar ucuz. Güneşi Kent Park’ta batırmak hatta yolluklarımızı da yanımıza alıp, çimenlerin üzerine uzanmak istedik.  Ama tam yerleşmişken birden çim sulama fıskiyeleri açıldı, canımızı zor kurtardık, telaşla fırladık aşağı ama yine de ıslanmaktan kurtulamadık:)

Eskişehir bizi çok güzel ağırladı ama sonunda hadi yeter yolcu yoluna gerek diye ıslatıp yolladı.:)

Eskişehir’de 6 saatimizi son derece verimli kullanıp muhteşem yerler gördük ve bunca yıl sonra yeniden orada olmak çok güzeldi.

Gördüğüme sevindim, Eskişehir!

 

 

 

 


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044