Haftasonundan geriye “Babam Büfe”

21 Şub

Bu hafta sonu uzun zamandır yapamadığım şeyi yaptım; ‘dinlenmek”

Arada yaptığım 3′er saatlik temizlik seanslarını saymazsak tabii…

Tanrım ne büyük koşuşturma içindeyiz, hep bir yerlere yetişmek, bir işi yetiştirmek zorundayız. Dinlenmek gerçekten varsıl sınıfa hitap eden bir eylem gibi…Hayatın lüks tüketimi…

Dün akşam sarsıcı bir film izledim, filmde başrolü paylaşan Korcan karakteri de (Levent Tülek) aynı şeyden dem vuruyordu;

“Abi ne bu koşturmaca, hergün sırtımda 20 kiloluk kamerayla bir oraya bir buraya koşturuyorum, sonra ne oluyor k.çımıza bir pamuk tıkayıp yolluyorlar öbür tarafa ” gibi bir cümleyle hayatlarımızı nasıl da zorlukla tükettiğimizi söylemeye çalışıyordu.

Haftasonundan geriye aklımda yer edenler; kardeşimin Bursa’ya dönüşüyle soframızda azalan tabak sayımız, eşimin evde oluşuyla içime dolan huzur, temizlik, dinlenme ve izlediğim 2 film oldu. Biri “Notebook” filmiydi.

Eşime 14 Şubat hediyesi olarak aldığım “Şimdiye kadarki en iyi aşk filmi” ön yazılı film mantık hatalarıyla dolu, baştan savma ve hikayesiyle de çok klişe bir filmdi.  O kadar övgü duymama rağmen hayal kırıklığına uğradığım nadir filmlerdendi.

Fakat yukarıda hatırladığım kadarıyla bir cümlesini aktardığım filmin ne afişinden etkilenmiştim, ne hakkında bir söz duymuştum. Ama  hiç ummadığım kadar güzel çıktı.

“Babam Büfe”…


Babam Büfe filmi genç yönetmen Meriç Demiray‘ın ilk uzun metraj filmiymiş. Film klasik Türk dramı gibi görünse de, alt metninde sıkı mesajlar taşıyan etkileyici ve sürükleyici bir filmdi.

Başrollerden bir diğeri Dondurmam Gaymak’tan tanıdığımız Turan Özdemir. Tipik Anadolu insanı modelindeki Salim bir apartman kapıcısıdır ve apartman sakinlerinden kameraman Korcan’la beraber para kazanmak için önce yaratıcı ve keyifli gibi görünen bir işe girişirler… (spoiler vermeyeceğim)

Bireysel yalnızlığın açmazlarını ve eşit olmayan ekonomik sistemin insanı ne gibi durumlara sevk ettirdiğini gözler önüne seren filmi izlemenizi öneririm. Hepimizin hayatından minik anlar, öfkeler, değerler, gel-gitler ve karakter yansımaları görebilirsiniz.

Eşimin ilk yorumu ‘Kemal Sunal filmleri gibiydi’ oldu. Yönetmen bilindik hikayeleri ilginç yollarla seyiriciye yansıtmış. Bu doğallığı yüzünden ve ne yazık ki kötü çekim kalitesiyle eşimin yorumunu hakediyor. 2009 filmi olmasına rağmen, filmde  Kanal D dizilerinin sesini duymasak rahatlıkla 90′ların başı aklımıza gelebilir. : )

Yine de pişman olmayacağınız bir film.

Ne diyorduk efendim, o çok yoğun gündemlerinizden sıyrılıp arada kendinize zaman ayırmayı, dinlenmeyi unutmayın.

Yaşam bir mücadele…Galibiyet için harcadığımız eforu diri tutmak için mağlup olmadan önce mola vermeliyiz!

Sevgiler,


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044