Kocasını Pişiren Kadın

10 Oca

Kocasını Pişiren Kadın! ismi gibi hem komik hem dehşet verici…

Aslına bakarsanız bugün, dün bir anda karar verip gittiğimiz ve çocuklar gibi el çırparak eğlendiğimiz Paris Sirki’nden bahsetmek istiyordum. Fakat işlerden bir türlü kafamı kaldıramayınca bu akşamki etkinliğimizin tadı damağımdayken, zencefilli çayımın eşliğinde sıcağı sıcağına anlatmak istedim.

Yedi yıldır internet üzerinden şiirlerini hayranlıkla okuduğum, yazılarımı şiirlerimi okusun yorumlasın diye beklediğim, sohbetine doyamadığım, on parmağında on marifet adam Zeki Çelik’in genel koordinatörlüğünü yaptığı Tiyatro 3′ün ilk oyunu “Kocasını Pişiren Kadın” ı izledim bu akşam, hem de kocamla:)

Zeki ağabeyim sayesinde keşfedip izlediğim oyun, İngiliz yazar Debbie Isitt tarafından kaleme alınmış bir kara mizah. Oyunun henüz gitmeyenler için çekici ve merak uyandıran tarafı şüphesiz ismi: “Kocasını Pişiren Kadın”  Tıpkı ilginç kitap kapakları gibi… Hem komik hem dehşet verici. Tabii eşimle izlemem de komikti! Çıkışta “bak yemeğin tarifini aldım, ona göre ayağını denk al” dedim. (Yalan söylüyorum demedim tabii öyle bir şey, kurdun aklına kuzuyu sokar mıyım hiç? )

—o—

Tiyatro 3′ün takdire şayan becerisi…

Aslında hepimizin izlemekten hatta duymaktan bile sıkıldığımız bir konusu var. Fazla domestik bir kadın ile seksi bir kadın arasında gidip gelen bir erkek…Kısacası hanım hanımcık ama heyecanını yitirmiş yaşlı karısını, cazibeli, genç ama ev kadınlığından yoksun kadınla aldatan adamın hikayesi. Fakat oyunun senaryosu bir yana, içten oyunculuklar, mimikler, karakterlere cuk oturan ses tonları muhteşemdi.

Ee bu muhteşem oyuncularla hatıra fotoğrafı çektirmesem olmazdı:) Kostümleriyle tercih ederdim ama yine de beni kırmadılar, çok tatlıydılar :)

Oyun 3.sahnelenişi olmasına rağmen sanki yıllardır sahnedeymiş gibiydi. Bu yüzden emeği geçen herkesi tebrik ediyor ve kendi adıma teşekkür ediyorum.

Tiyatro 3‘ün minimum dekor ve kostümle, maksimum koreografi çıkartması ise ayrı müthişti. İki ayrı ev için sadece iki masa kullanmaları ve birinin yemek masası, birininse yatağı sembolize etmesi bile çok iyiydi. Keza kadınların aynı kumaştan olan elbiselerinin model tezatlığı, ideal kadın düşüncesindeki farklılığa bir göndermeydi bana kalırsa…

—o—

Aşk karın doyurur mu?

Bu soruyu her duyduğunuzda içinizden “doyurmaz, para da lazım” diyorsunuz ama bu defa sorun para değil! Gerçekten kuru bir aşk ile muazzam bir yemek ziyafeti yer değiştirebilir mi?  İşte Kenneth’in asıl sorunu buydu. Ütülü gömlekleri, düzenli evi, muhteşem yemekleri ve son derece fedakar karısı Hillary’i sadece tutku dolu bir aşk vaad eden ve geri kalan hiç bir işten anlamayan Laura için terk edebilir miydi? Cevabını bilmek istiyorsanız mutlaka izlemeniz gereken bir oyun!

Bundan sonraki ilk gösterim 28 Ocak’ta Ortaköy Afife Jale’de kaçırmayın, MyBilet ’ten alabilirsiniz.

Sevgiler,


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044