nefret üzerine / babil güzellemeleri 2

6 Eyl

Babil’in güçlü kralı büyücülüğü ülkede yasaklayıp en bilge büyücü Kaskana’yı sürgün ettiğinde bile Kaskana ondan nefret etmemiştir. Değişik ülkelerden aldığı malları kervanlarla başka yerlere götürüp, ticaret yapan ve sonradan çok büyük bir servet elde eden Kaskana, doğduğu toprakların kralına hiç ihanet etmemiş, ve kabul etmemesine rağmen onu altınlara, değerli taşlara boğmuş, yılmadan ülkesine armağanlar göndermiştir.

Ve masalın nihayetinde Kral büyücü Kaskana’yı affedecek ve ona kendini emanet edecektir.

Öğrencilerine anlattığı bu olayda şöyle der Kaskana; ” Güçlü bir düşmanı kendine dost edinmeyi sağlamak en büyük başarıdır. İnsan o zaman iki defa kazanır. Hem bir düşmanından kurtulmuş olur hem de güçlü bir dost kazanır. Erki olana düşman olmak, akıllı adamın işi değildir. ”

———–

Olgun insanlar da böyle yapmıyorlar mı? Sözüm meclisten içeri! Bunu yazarken şimdiki hükümete içten düşman olup, çıkarları için dost olmaya çalışanlar geldi aklıma. Akıllılar mı yoksa onları daha da güçlendirip, yok olmamalarını mı sağlıyorlar bilemiyorum.

İtiraf etmem gerekirse insani ilişkilerimde bu taktiği ben de kullandım çok kez. Güçlülerle iyi geçinmek gerek. Öncelikle insanın kendi huzur ve mutluluğu için. Mesela işyerlerinde as-üst ilişkilerinde üstüyle iyi geçinmeli insan, sevmese de saygı duymalı. Nefret o kişiyi gözümüzde daha da yüceltmemizden, kendi kendimize ondan soğuyup, kendi iç huzursuzluğumuzdan başka birşey getirmez.

Nefret içimizde kendiliğinden körüklenip, küçücük bir koru ateşe çeviren bir duygu. Tıpkı aşk gibi, önce insanın kendisini yakan…

İçi nefretle dolu olan kişi, giderek yalnız kalmaya mahkum olur. Ve yalnızlığından nefret eder hale geldiği zamanda kendisinden de nefret etmeye başlar.

Elbette hoşlanmadığımız kişiler oluyor yaşantımızda. Ya onları yavaş yavaş hayatımızdan ekarte etmeye çalışacağız ya da onları seviyor gibi davranacağız. Düşmanlık önce kendi özgürlüğümüzü kısıtlar, önce kendi canımızı yakar. Ve dediğim gibi nefretin dönüp dolaşıp büyüdüğü yer kendi benliğimizdir.

Bu yüzden kendimize saygımızı da yitirmeden, çevremizdeki her türlü insana karşı biraz daha sevecen olabiliriz. Bu durumda kazanan yine biz olacağız. : )

Daima sevgiler,

Naz