New York’ta Beş Minare

8 Kas

Epey uzun zamandır bir filmi bu kadar merakla beklememiştim. Ve aslında epey uzun zamandır bu film kadar  hiç bir film beklenmemişti Türkiye’de.

Senaryosu ve çekimleri uzun zamanda tamamlanan bu film, iyi bir reklam kampanyası ve etkileyici bir fragmanla oldukça yankı uyandırdı. Sonrasında çıkan senaryonun kime ait olduğu ile ilgili tartışmalar, filmin yüksek bütçesi ve senaryonun korkusuzca birşeyleri ortaya koyacağı gerçeği  tuzu biberi olmuştu ilgi odağı olmanın.

Mahzun’un önyargıyla yaklaşılan yönetmenliği, filmde ilginç isimlerin hatta Hollywood oyuncularının yer alması da herkeste meraklı bir bekleyişe yol açmıştı.

Dün izledim. Genel olarak filmin teknik altyapısı oldukça iyiydi. Yani paralar dökülmüş ama boşa gitmemiş. Fakat eşimin de söylediği  – benim bile o kadar iyi anlamayışıma rağmen farkettiğim gibi- patlama sahneleri çok fostu. İnandırıcılıktan yoksundu. Ama şu var ki, filmdeki ses kalitesi çok iyiydi. Hatta bir sahnede kurşun sesinden öyle çok irkildim ki, etrafıma baktım bir şey mi oldu salonda diye. Yani sırf bu yüzden sinemaya gitmeye değer.

Filmdeki soundlar da iyiydi, bir tek Bitlis’e gelişlerindeki o üstüste geçmiş, karışık müzik berbattı.

Senaryo konusunda hata yoktu belki ama saçma bir senaryoydu. Tek bir örnek vereceğim; herhangi bir adam kan davalısını bulmak için teşkilata girebilir, polis olabilir ama hiç bir adam İnterpol’e kırmızı bülten alarmı verecek ve tüm Dünya’yı ayağa kaldıracak şekilde kan davalısını aramaz, aramaya cesaret de edemez, saçmalık olur.

Senaryo da bu verdiğim örneğin  üzerine kurulu olduğu için ne yazık ki tümüyle abesle iştigal oluyor.

Senaryoya kısmen katkısı olan ve telif haklarını Mahzun’a satmış olan Sinan Çetin’e de, Mahzun’a da haksızlık etmek istemezdim ama görüşüm böyle…

Çok emek verilmiş bir film, başlangıcında aksiyona doyurmuş. O silahlar, roketatarlar falan… Gözlerime inanamadım. Eşime “nasıl yani, tarikat nasıl bu kadar donanımlı olabilir” diye sordum hatta. Neyse…

Oyunculuklara değinecek olursam; Mustafa Sandal çok şaşırtmadı beni, sıcak bir insan zaten ve ilk filmi olmasına rağmen rolü karakterine yakındı. Üstesinden gelmiş bence. Mahzun’un sesi çok alakasızdı ve oyunculuğu her zamanki gibi sıradandı. O adı gibi içli bakışı da olmasa… Haluk Bilginer son zamanda inanılmaz yükselişte, her daim hayranlıkla izlediğim oyuncu Ezel’deki karakteri nedeniyle filmde bana hep gizemli ve içten içe filmin çözüm noktasına kadar suçluymuş gibi geldi. Bu da ayrı bir heyecanla izlememe yol açtı aslında.  Yabancı oyuncular çok iyiydi, diyecek sözüm yok.

Son olarak şunu söyleyebilirim; mutlaka izlenmesi gerekmeyen ama izlenildiğinde çok eleştirel bakmazsak keyif alınabilecek bir yapım. Ucuz bir film değil ama etkisi uzun sürecek bir film de değil. Olanı gösteren, yeni bir şey katmayan bir film. Türk yapımı olmasına rağmen sahneleri ve çekim kalitesi yüksek standartlarda olduğu için izlenilesi ve tebrik edilesi… Artık  tebriği kim üzerine alınırsa…

Sevgiler efendim.


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044