Seyreylemek Şu Alemi

19 Mar

İstanbul’un ve sanırım Avrupa’nın en yüksek binası İstanbul Sapphire geçtiğimiz günlerde büyük bir tantanayla açıldı. Konut ve AVM hizmeti veren mekanın en büyük özelliği 261 metre yüksekliğindeki terasının 360 derece olup, İstanbul’u eeeen yukardan izleme fırsatı sunması.

Aman Yarabbi o ne izdiham, ne kalabalık. Gökyüzüne en yakın binanın otoparkı da yeryüzünün en dibinde. İn in bitmedi, oksijen kalmadı indikçe, araca yer yok. Neyse magmada bir yer bulduk kendimize, sonrada yeryüzüne doğru yürüyen merdivenlerle çarşıyı dolaşarak çıkmaya başladık.

Çarşı bölümü binanın yuvarlak hatlı, kaydırakvari bölümünün içinde. Fakat her katta yalnızca bir tane yürüyen merdiven var ve resmen ramazan pidesi kuyruğu gibi sırayla çıkıyorsunuz.

Çarşının sonlandığı noktada yiyecek-içecek alanı var ve  hemen yanında  gişe önünden uzayan yeni bir kuyrukla karşılaştık.  ‘Seyir Terası’ ve 4D sinema olan ‘Skyride’ bulunduğu o meşhur ’54.kat’ a çıkmak için sıraya dizilmiş bir sürü aile, insan…

Bilet gişesi boş, asansör önünde toplanmış herkes. Sistemi de söyleyeyim hazır anlatıyorken, isterseniz yalnızca seyir terasına çıkıyorsunuz, isterseniz 4d sinema ve seyir terası bileti alıyorsunuz. Ama sadece sinema bileti alamıyorsunuz çünkü sinema da 54.katta olduğu için çıkınca illaki terası görmüş oluyorsunuz:)

Seyir terası;10-15 lira gibi, Skyride ile birlikte; 20-25 lira. (paso geçiyor, tenzilatlı var yani:)

Yemek mi yesek yukarı çıksak, yoksa inince mi yesek diye düşünürken kendimizi sırada bulduk. (Zaten daha acıkmamıştım.)

Yaklaşık 35 dk sonra asansör grubuna dahil olduk. 54.kata tam 40 saniye içinde çıkmak ürkütücü ve şaka gibiydi. İndiğimizde hepimizde fizyolojik değişiklikler vardı, birimizin başı döndü, birinin kulağı doldu, birinin gözü karardı, benimse karnım acıktı. Neden bilmiyorum ama acayip acıktım. Halbuki daha az önce hiç aç değilim diyordum:=)

Teras muhteşemdi ama tuhaftı, tedirgin edici ve soyut, biraz gerçekdışı hisler uyandırıyor. İstanbul’un boğazı da, köprüleri de, binaları da cazibesini yitiriyor çünkü çoook yüksek. Miniatürk’e gitmiş gibi oldum.

İnsan onca yükseklikte kendini hem her yeri hakimiyetine almış gibi hissediyor hem de aşağıda uzanan iplik gibi sokaklardan hergün geçtiğini, o bit gibi arabalarla yollarda gezdiğini hatırlayınca  evrende ne kadar küçük bir yer kapladığını, ne kadar da ufak olduğunu düşünmeden edemiyor.

Sonra Bulutsuzluk Özlemi‘nin ‘Tepedeki Çimenlik’ şarkısı geldi aklıma, dedim ki ne çimenliği gökyüzünden seyreyliyoruz şu alemi Nejat amca.

“Tepedeki çimenlikten
Seyreylemek su alemi,
Küçülmüs ufacık olmus
İnsanların alemi.
Bir buluta tutunup
Bir kusun kanadına takılmak,
Vazgeçmek birdenbire,
Herseyden vazgeçmek.

Sadece gökyüzü
Sadece deniz
Sadece sen ve ben
Sadece sevgi
Hepsi bu… “

Herkes kapmış eline bir makine, en güzel manzarayı ben çekeceğim, arkadaşlarıma göstereceğim, kendimi çektirip facebook’a profil fotosu yaptıracağım derdine düşmüş. Şunu düşündük; bazen dünyayı, gördüklerimizi en önemlisi an’ı yaşamak yerine fotoğraf makinesi vizöründen bakarak alanlarımızı daraltıyor ve an’ın haleti ruhiyesini yaşamak için kendimize izin vermiyoruz.

Neyse sonracığıma efendim yeni bir sıraya daha girdik, ama bu hepsinden uzun bir bekleyişti, sinema sırası.

10 dakika süren sinema, 22 kişilik ve önümüzde sanırım 80-100 kişi falan vardı. 1 saat kadar bekledik sanırım ama gerçekten beklediğimize değdi.

4D sinema, helikopter ile İstanbul turuydu. Gözlüklerimizi, kemerlerimizi takıp sözde Sapphire’in içinden gökyüzüne havalanan bir helikopterle 10 dk’lık bir İstanbul turu attık. Boğaz köprüsüyle başlayan yolculuğumuz, Kızkulesi, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Mevlevihane, Yerebatan Sarnıcı, Süleymaniye Camii, Galata, Taksim, Beyoğlu gibi mekanları dolaşarak Levent üzerinden yine Sapphire’e inerek son buldu. İstanbul çeşitliliği, kültürü, hengamesi ve tüm güzellikleriyle bize yeniden kendini aşık etti. Unutamayacağımız harika bir deneyim yaşadık.

Hani her gün işe gidip dönerken sövdüğüm İstanbul aslında ne kadar güzel dedirtti bana.

Turistler için de İstanbul’u keşfetmeden önce bu kısa tur daha nokta atışlı bir deneyim olur diye düşünüyorum.

Ve hepinizin gidip bu güzelliği kendi 3D gözlüklerinizle görmenizi diliyorum. : )

Sevgiler,