sıcak türk komedileri

1 Eyl

Çok sinema manyağı değilim ama saçma sapan diziler izlemek yerine film izlemeyi tercih ediyorum.

Yerli malı yurdum malı filmler her zaman daha çok ilgimi çekiyor.

Bu haftasonu iki güzel film izledik.

“Ay lav yu” ve “Eyvah Eyvah”

İkisi de gişelerdeyken çok da dikkatimizi çekmemişti, hani bir zahmet kalkıp sinemaya gitmeyi aklımızdan bile geçirmemiştik.

Eyvah Eyvah’ta Ata var, çok da gerekli değil, Ay lav yu ‘da da itici bir çocuk koymuşlar, kendi kendine gülüp duruyor. Hem yönetmeni filan deneyimsiz diye düşünüyorduk.

Samet de geçen gün gülelim diye almış getirmiş bu iki filmi. Böyle filmleri sonradan evde izlemeyi tercih ediyoruz.

Beklentimizin yüksek olmayışı da filmden aldığımız keyifi doğrudan arttırıyor tabii.

Önce Ay lav yu ‘yu izledik, benim beklentim 10 üzerinden 3 bile yoktu, ama film beni yanılttı.

Kurgusu çok başarılıydı bir kere, oyunculuklar pek aferin değilse de komikti hepsi.

Karakter analizleri iyi yapılmış, üzerine oldukça çalışılmış bir senaryoydu.

Komikten kastım Yılmaz Hoca’nın dediği gibi “şakalar” vardı filmde, espri değil ama şaka yani.

Haritada bile görünmeyen bir köyün isminin “Tinne” (kürtçede “yok”) olması, köyde yaşayanların nüfusa kaydının olmaması, kayıtlı bir kişinin okuduğu için rahip bir adamın nüfusuna, diğerinin de pavyonlara takıldığı için birinin nüfusuna geçmiş olması… Amerikalı kadının böyle bir yerde ” du yu hev vayırlıs ” diye sorması… Su olmayan köyde tek okuyan adamın su ürünleri okumuş olması…

Pek doğal, pek sevimli bir filmdi. Bana Aziz Nesin’in meşhur yapıtı “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” ‘ını anımsattı.

Elbette süreklilik hataları da vardı filmde ama ay lav yu yani:)

Eyvah Eyvah filmi ise bizi kendi topraklarımıza götürdü. Eşim Çanakkale’li, film Çanakkale’nin Geyikli ilçesinde geçiyor. Benim de annem Lapseki’li, yani annemden ve eşimden ötürü ben de oralı sayılırım.

Ata Demirer’e karşı bir soğukluğumuz olsa da bu filmde oraların kültürünü, dilini, davranış biçimini çok iyi vermiş. Sanki gittik, geldik, Geyikli’de dolaştık, sıcacık hissettik o güzelim yerleri…

Demet Akbağ dişlek Firuzan rolünü çok güzel yansıtmış, sarı saçları, konuşmalarıyla tam bir bar kadını oluvermiş. Anlamadığım şey, her filmde Firuze, Firuzan isimlerini kullanıyor, acaba senaristler çok mu yakıştırıyor bu isimleri ona:)

Aklımda kalanlar; vita saksısındaki gül… paçayı yırtmak için yaptıkları kör taklitleri…dedenin tripleri…anneannenin sigara içişi…”senden ötürü”, “ayvan” kelimeleri… Hüseyin’in oyuncağa bastığı an… Firuzan dergi çekimi yaparken  Hüseyin’in manyaklıkları, yengeç taklidi yapması…

Çok tatlıydı. Şimdi ikincisini merakla ve heyecanla bekliyorum.

Ah yine uzadı yazı “eyvah eyvah” kimse okumayacak. :)

Ben zaten bunları unutmamak için yazıyorum ki. Öyle bir huyum var, filmleri aklımda tutamıyorum. Sor ilkokul 2′deki sıra arkadaşımın adını bilirim, sor babamın gittiği seferlerde kaç ay kalmış bilirim ama filmleri unutuyorum işte : )

Sevgiler,

Naz’


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044