Tanrı’nın vermeyi unuttuğu kardeşim

12 Eki

Herkesin hayatında bir yada bir kaç tane yakın dostu olmuştur.

Benim de oldu… Ama bir tanesi bana öyle yakın oldu ki kardeşim gibi oldu. Diğer dostlarım alınmasın, onları da anlatacağım ama şuanki gündemimiz Cicu…Size şimdi ondan bahsedeceğim.

Cicu.  yaş 25.  göz rengi ela.  saçları iri bukleli bal rengi.  (Yok bu polis GBT’si gibi oldu )

Cicu, 1985 doğumlu Bursalı, güzel sanatlar – resim mezunu, bekar ( bu da biyografi oldu )

Cicu… Lisede aynı sınıfta olmamıza rağmen birbirimizi geç farkettiğimiz, ortak hobimiz olan tiyatronun bizi yakınlaştırdığı ve sonrasında annelerimizin tanışıklığının getirdiği samimiyetle hiç kopmamak üzere birbirimize bağlandığımız canım kardeşimdir.   ( hıh, bu uzun oldu ama oldu bence )

Aslında onunla aramızdaki, kan bağı gücünün bile yanında zayıf kaldığı bir bağ. Hayatımıza giren çıkan ve uzatmalı dostlarımızdan öte bir duyguyla bağlıyız birbirimize. Kimi zaman yollardan, mesafelerden ve hayat gailesinden o bağlar gevşese de iki lak lak, bir dedikodu yaptıktan sonra hemen ısınıp, güçleniyor o bağ.

Cicu ile öyle çok anı paylaştık ki, yıllar geçiyor ve hala her defasında  o anılarla  sarılıyoruz birbirimize.  Sadece güzel anılar değil,  aslında daha çok acılar, kayıplar ve umutsuzluklar yakınlaştırdı bizi. ‘Dostluk böyle bir şeydir’ in en güzel kanıtlarından olduk o yıllar içinde.

Liseden sonra Eskişehir’de birlikte okuduk, gezdik, tozduk, gençliğimizin tadını çıkardık. Sonra o hep hayal ettiği gibi “resim” bölümünü kazandı ve Çanakkale’ye gitti, bense Bursa’ya ailemin yanına geri dönüp çalışmaya başladım.

Evlenip geçen yıl İstanbul’a geldiğimde Cicu halen Çanakkale’deydi, bu yıl okulunu bitirdi. Ama asıl istediğinin ressam  veya resim öğretmeni olmak olmadığını anladı, kalktı Milano’ya gidip Moda okuluna kayıt oldu.

Bir kaç zamandan sonra nihayet  yapacağı mesleğin en güzel icra noktasının İstanbul olduğuna karar kıldı.

Geçen hafta telefonum çaldı, arayan Cicu’ydu. “Ben İstanbul’dayım, hem de bu defa temelli geldim” dedi.

O kadar mutlu oldum ki… Her zaman ki gibi yine şaşırtmıştı beni. Ama alıştım artık, Cicu bu, her an süprizlerle dolu. Hatta bir defasında bana; ben senin gibi öyle pullu dallı dernekli düğün yapmayacağım, bir gün sana “ben evlendim” yazılı bir mesaj çekicem olcak biticek işte demişti. O gün geldiğinde de şaşırmayacağım yani.

İstanbul’da  işyerime çok yakın bir yerde ev tuttu.  Artık her istediğimizde görebileceğiz birbirimizi…

Biz hiç küsmedik birbirimize, hatta hiç kavga etmedik desem yalan olmaz.

Hiç ağlatmadık birbirimizi, hep sarıldık ağladık. Her zaman koruduk birbirimizi başkalarına karşı, kötülere karşı, üzenlere karşı, sinir olduklarımıza karşı…

Hep birlikte yedik içtik, herşeyi bölüştük. Hak geçirmedik.

Geceler boyu gevezelik ettik, uzun uzun sustuk, dedikodu yaptık, fallar bakıp, şarkılar çığırdık birlikte, özlemlerimizi anlattık, hayallerimizi… Sonra uyumadık, içtik, kustuk,  hastalandık, çorba yaptık birbirimize baktık.

Güldük, saçmaladık, bilmediğimiz entellektüellikler yaptık. Oturup şiirler, yazılar yazdık.  Siyaset yaptık.  Ama hiç fikir çatışması yapmadık, hiç kötülemedik birbirimizin yaptıklarını, beğenmesek de sevdik  onları… Hep saygı duyduk birbirimize. Çünkü biz bir olmayı öğrendik.  Çok şey öğrettik birbirimize, öğrendik birlikte.  Daha öyle çok şey var ki anlatacak, çünkü biz yaşamı paylaştık Cicu’yla, senelerce…

Ben ona Çiğdem demedim hiç, Cicu dedim, Cicuşum dedim. İsmi de öyle kaldı…

O da bana melankolik anlarımda Fatoş Bebek derdi ama genelde Naz der, kızınca Nazlıhan der bi tek.

Günün birinde; paramız olmadığı için yanımızdaki arkadaşımıza ısmarlattığımız magnetleri birbirimize hediye ettirmiştik, ama ona değil. Cicu Naz’a, Naz da Cicu’ya hediye etti.

Üzerindeyse; ” en iyi arkadaşımız, Tanrı’nın bize vermeyi unuttuğu kardeşimizdir” yazıyordu.

Ve Cicum en son bize geldiğinde buzdolabımıza çizdiğin minik kızı ve elinde tuttuğu “i love naz”  pankartını sen gittikten sonra gördüm, çok şirin!

Cicum sayende çok güzel anılarım oldu ve eminim daha çok biriktireceğiz birlikte, yeter ki  yüreğimiz  hep bir olsun.

Hepsi için teşekkürler, varlığın için… teşekkürler.

Seni çok seviyorum kardeşim…

Sevgiyle,