Tatil’in en güzeli Assos

29 Kas

Kitap fuarı üzerine bir türlü fırsat bulup yazamadım, çünkü o kadar keyifli ve dolu doluydu ki bir kaç satırla geçiştirmek istemedim. Üzerinden zaman geçince de olmuyor ama yazacağım yine de, unutmamak için.

Fuar telaşesini tam atlattım derken bayram telaşesi başladı. Hazırlıklar, ofis toparlaması derken bayram geldi.

Onca yer gezdik, dolaştık ama göz açıp kapayıncaya dek geçti gibi oldu kocca tatil.

Bayramın en güzel yanı, büyüklerimizi, ailelerimizi görmekti elbet ama tatilin en güzel yanı eşimle gittiğimiz Assos kaçamağıydı kesinlikle.

Günübirlik turumuzda öyle güzel zaman geçirdik ki…

Çanakkale’den yola çıkıp Ayvacık’tan saptığımızda 65 yaşlarında bir teyze usulca el uzattı arabamıza. Az ötedeki köyüne gidiyormuş, tam Trakya ağzıyla sohbet etti bizimle; ” oğulcugum dikkatli gedin, yol bööle gıvrıla gıvrıla gidiyor, yılan gibiyn” dedi. Sonra dua etmesini istedim bize, daha arabada başladı, inerken hâlâ elham okuyordu teyzecik :)

Daha önce yol konusunda yengem de uyardığı için iyice diken üstünde gittim, ama öyle şahane bir manzara ve o kadar güzel bir doğa ki, korkum heyecana dönüştü. Behramkale’ye çıkmadan önce bizim de çok sevdiğimiz “Beşvakit” filminin çekildiği o harika köyü gördük. Yolda durup siyah beyaz eşşeklerin, köyleri bölen berrak derelerin fotoğraflarını çektik.

Behramkale güneşin o gün yüzünü esirgememesiyle dolup taşmış, köyün tek gelir kaynağı olan turistler resmen istila etmişti. Tabii zeytinyağı sabunları, dağ ve limon kekikleri satan teyzeciklerin yüzü gülüyordu. Hediyelik eşyalar ve yöresel malzemeler satan o güzel sokaklarından sonra ören yerlerini ve açık hava müzesini gezdik.

Assos’a inen gıvrıla gıvrıla yollardan geçip nihayet vardık denize.

Meşhur damla sakızlı kahvenin üzerine  Assos dondurması yedik Tarihi Liman’da.

Tam gün batarken tadını unutamayacağım Aristo Usülü Levrek sipariş ettik Uzun Ev Restoran’da. Özel kapari sosuyla servis edilen şu güzellik, buğulama olarak pişiyormuş, gerçekten tadını unutamayacağız ikimiz de.

Assos maceramız böyleydi. Yalnız “Kalbim Ege’de Kaldı” çok fena. Mutlaka görülesi bir yer sadece bir günlük de olsa tavsiye ediyorum.

Bu arada minik fareye benden habersiz birşeyler yazıyor, dedikodumu yapıyor diye kızıyorum ama haklı, artık daha sık burada olmaya çalışacağım:)

Ee yarın görüşürüz diyeyim de görüşelim değil mi?

Sevgiler,