umarım kapan yoktur!

14 Eyl

Fare anlatıyor sıkıştığı delikten.

Merhaba insan,

Şu Naz öyle çok konuşuyor ki valla bana hiç sıra gelmiyor.

Hazır burayı boş bulmuşken bir merhaba diyeyim, iki kelam birşeyler anlatayım dedim.

Beni bırakıp gittiğinden günden beri yalnızlıktan duvarlarla konuşmaya başladım. Aslında kızıyordum ama alışmışım ona. Yeni döndü Naz Hanım tatilden, şimdilik beni sadece işyerinde kullanıyor, henüz günlük fikrine de çok alışamadı sanırım. Sözde hergünlük.com peh! Neyse gelir artık, yazar durur bir şeyler.

Gerçi haklı kız, araya bir sürü şey girdi şu bir haftada.

Bayram gezmeleri, yolculuklar,  aile, dost ziyaretleri, eğlence, trafik…

Sonra şampiyona…Heyecanlar, galibiyetler, korkular, nihayetinde 12 dev (bana göre harbiden dev)  adamın Dünya ikinciliği sevinci, gururu…

Sonra seçimler, kaybedişler, umutsuzluk, kızgınlıklar…

İşe ve normal yaşama dönüş, biriken mail kutusu, öğle yemeği derdi, haber / sosyal medya takibi, dergilerin heyecanı…

Kışı hissetmek, erken kararan hava, tatilden dönüşte evde biriken işler, alışveriş…

Sonra Ezel bombaları (Naz’ın dizisi ) Behlül… (behlül ne arar la ezel de? )

ve son olarak “Öyle bir geçer zaman ki” dizisi, Naz’ın hayatına çok benziyormuş muş da…

Ama kapı aralığından o dalmışken ben de izledim, sahiden güzel dizi, Osman’a bayıldım, keşke öyle minik bir dostum olsa, o uçağı var ya hani, onda alıp gezdirse beni… O da yalnızlıktan yakınıyor zaten.  Ah yalnızlık çok zor.

Neyse o gelmeden kaçayım ben,

fare kaçar!

Umarım kapan yoktur!