Yaz vazgeçilmezim; Limon!

7 Haz

Yaz gelince canım hep limonlu bir şeyler çeker. Her gittiğim yerde, evde, plajda, barda, cafede, arabada seyahat halinde… Mesela limonlu cheesecake‘e bayılırım, bir kaç gün önce kendi yaptığım damla çikolatalı, yoğurtlu ve limonlu kek de onu aratmadı gerçi.

Limonata… mmmhh! O minik büfelerin önüne kurarlar ya, hele ki taze tazeyse durup bir bardak içerim şifa niyetine, serinlemek için. Ben de limonatayı evde biraz yorumluyorum; hazır limonataya, biraz maden suyu ve buz katıp, bir kaç nane yaprağıyla renklendiriyorum. Hatta nane şurubu veya likörünüz varsa çok daha güzel bir tat yakalayabilirsiniz ama çok az damlatmak kaydıyla… Eğer nar şurubu seviyorsanız (grenadine) ilk önce bardağınıza 1-2 damla şurup koyup, renkli ve eğlenceli bir bardak yaratabilirsiniz.

Hafta sonu arkadaşım terasında Mojito Parti düzenledi, sırf  mojito hazırlamak ve içmek için bile olsa gitmek isterdim çünkü mojitonun sadece içmesi değil, hazırlaması da çok keyifli.

Ambalajlı dondurmalar yaygınlaştığından beri eski dondurmacıları daha bir özler oldum. Onların sattığına külahta dondurma demeyiz de yalama dondurma deriz niyeyse, sanki diğerleri ısırmalık:) (Sadece biz mi diyoruz böyle bilmiyorum) İşte yalama dondurmalar arasında en sevdiğim limon & çikolata ikilisidir. Çikolatanın tatlılığını limonun ekşiliği dengeler, böylece harika bir uyum sağlarlar.

Normalde eşimle biz salata yemeyiz, sebzeyle pek aramız yok (biliyorum çok kötü) ama yazın bol limonlu yeşilliğe bayılırız. Bol limonlu mercimek köftesi en sık yaptığım atıştırmalıklardan. Bir de çiğköfte var yine bol limonlu ama onu yazın pek aramayız onun yerine midye dolma yazımızın vazgeçilmez soğuk başlangıcı!

Limon ağaçları da bana her zaman tazelik, canlılık ve enerji vermiştir. Hele ki o güzel dallarından bir kaç tane limon sarkıyorsa koklar dururum. Cumartesi günü “Limonlu Bahçe” diye bir cafeye gittik, İstiklal’de Galatasaray Lisesi’nin yanından aşağı iniyorsunuz (epey iniyorsunuz) sağda tabelasını göreceksiniz, Can Çocuk Yayınları binasının avlusunda. Yerin altında gizli bir cennet, binaların arasında böyle ferah ve tatlı bir mekan olduğuna inanamayacaksınız, bir iki salıncak kurmuşlar harika. Limon ağacı desenli beyaz kanepesine, limon ağaçları arasında kurulmuş beyaz masalarına bayıldım. Tıklım tıklım da doluydu ve herkes limonata içiyordu:)

Bir de 3-4 senedir “limon yeşili” rengine takmış durumdayım. Şimdilerde “asit yeşili” yada direkt “citrus” da diyorlar. Özellikle modada çok yaygınlaşan bu renk aksesuarlarda, dekoratif objelerde de tercih edilmeye başlandı. İlk Vakko’nun V2K design mağazasında bir elbise görmüştüm, bu nasıl bir renk diye hayran kalmıştım ama çok pahalıydı. Şimdi abiye kıyafetlerde sıkça karşıma çıkıyor ama şimdi de ben istemiyorum:)

Bu yazıyı yazarken aklıma “Lemon Tree” geldi, Fool’s Garden’in gülümseten, mutlu eden şarkısı. Gerçi şarkı yalnızlıktan dem vuruyor ama verdiği enerji insanı mutlu ediyor. Sözlerinin en güzel kısmı da şöyle;

Dün bana mavi mavi gökyüzünü anlattın
Ve bütün görebildiğim sadece sarı bir limon ağacı
Başımı aşağı yukarı döndürüyorum
Etrafta döndürüyorum, döndürüyorum, döndürüyorum.
Ve bütün görebildiğim sadece sarı bir limon ağacı

Şimdi dinleyebilirsiniz; Fool\’s Garden

Bir şey daha var, geçen yaz birinin elinde görüp canımın çektiği bir kitap. İtiraf ediyorum isminden dolayı çekti ama sonra hakkındaki yorumları okuyunca seveceğimi düşündüm fakat halen edinemedim. Limon Ağacı, Sandy Tolan’ın İsrail- Filistin arasındaki bitmek bilmeyen savaşı konu alan romanı ve esas karakter bu acı öyküyü taşıyan limon ağacı… En yakın zamanda okuyacağım.

İşte yaz vazgeçilmezim Limon’la aşkım böyle…

Limon tiki, huyu olanlardan, limonu görmeye bile dayanamayanlardan çok özür diliyorum, gerçekten :)

Sevgiler,


Fatal error: Uncaught Exception: 12: REST API is deprecated for versions v2.1 and higher (12) thrown in /home/hergun/public_html/wp-content/plugins/seo-facebook-comments/facebook/base_facebook.php on line 1044