yazdım, sustum.

4 Şub

Bloguma son yazımı yazdıktan bir kaç gün sonra nedenini bilmediğim bir saldırıya uğradı minik deliğim, ya bir kedi patisini soktu ya da kıskançlığından bir taş koydu başka bir fare.

Tabii tam elim alışmışken bloguma, kapanması derinden yaraladı beni:) Ortalığı birbirine kattım haliyle.

Eşim ve arkadaşlarının yaptığı arama kurtarma çalışmaları sonuç verdi fakat sitemin ‘tema’sı bozulmuştu.

Yeni bir tema bulup, font hatalarını da hallettikten sonra yayına hazırdı.

Tek bir şey kalmıştı, yazı yazmak!

Ama öyle bir yazı yazmak istiyordum ki; hem sitenin yeniden açılmasıyla bir patlama yaratacak -sanki çok büyük kitlelerin müridiymişim gibi- hem 2011 ‘in ilk yazısı olacak, hem de bu yazı gibi yazmak üzerine, aman bozuldu da bilmemneydi de ‘meram yazısı’ olmayacak.

Çok ilgi çekici bir konu olmalı!

Okuyucuyu sıkmadan anlatmak istediğini anlatacak kadar güzel bir uslüp kullanmalı!

Hem de görsellerle desteklenecek bir yazı olmalı! derken hiç bir şey yazamadım.

Yazamadığımın siniri de içime çöreklendi kaldı.

Tamam bu kadar yeter Naz dedi minik farem.

Dedim ki; varsa eğer birkaç okuyucum onlardan bu kapalı dönemde verdiğim sürreal rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.

Yazdım, sustum.

Şimdi yeniden başlıyorum!